CLICK HERE FOR BLOGGER TEMPLATES AND MYSPACE LAYOUTS »

12 Ocak 2012 Perşembe

iki buçuk ayda

insanlığa olan inancımı geri kazandım mı? hayır. ama bazı şeyleri kabullendim. bilmediğim gerçekleri öğrendim. 20 yaş belki de sola dönmek, yukarı çıkmak, aşağı inmek gibi bir şeydir. aynıyım; ama yönüm değişti gibi. dönemeçler sıkıntılıymış; bu da benim şimdiye kadar ki "en etkili" ya da "ilk" dönemecim olsun.


yine de unutmamak lazım. sevgi var. evet insanlar ölüyor; ama doğuyor da. tutunmak lazım. hayata nankörlük etmemek lazım

24 Ekim 2011 Pazartesi

insanlığa olan inancımı yitirdim.

askeri çatışmada ölen askerler, kaddafi'nin katli, van depremi...

İNSAN ların bu olaylara karşı tepkisi...
içimdeki bütün umut kırıntılarını silip süpürmeye, küçücük şeylerden bile mutlu olabilen beni, tüketmeye yetti.
asıl sorun insanoğlunun varlığından beri bu anlamsız nefretin, şiddetin, intikamın, bokun püsürün hep varolduğu gerçeğini reddetmemdir.
ardı ardına ve gerçekten yakınımda gerçekleşen bu olaylar DAN DAN DAN diyerek gerçekleri yüzüme çarmayı başardı.
bu kadar geç farkettiğim için kızıyorum kendime;
bu kadar çabuk pes ettiğim için utanıyorum kendimden.

insanlar çatışadursun, ben de bir yandan kendimle çatışmama devam edip, insanlık için ağlayayım.

ne yapsam, ne etsem, ne düşünsem, ne söylesem olmuyor.

o kadar dipteyim. en dipte.

2012 dünyanın sonu olabilir.

17 Ekim 2011 Pazartesi

biraz büyüsem, birazcık.

anlatamazsın ya. öyle mutluyum böyle hüzünlü olandan. zuhal olcay gibi, iron and wine'dan fever dream gibi.

7 Ekim 2011 Cuma

hayatın anlamını tekrar bulmuş gibiyim.

yeni heyecanlar dönemime giriş yaptığım şu günlerde, bana yeni heyecanlar katabilecek sevgili insanlar. nasılsınız? zaman zaman size deli gibi ihtiyaç duyduğum gerçeğini herkes bilir. zaman zaman da hiç istemediğimi. ama ben sadece ben olarak da iyiymişim, hoşmuşum. bunu anladım. bildiğin yalnız yaşama kafasındayım. ve o kadar güzel ki, o kadar olur. ben her türlü her şeyi seviyorum galiba. oley.

oh be.

geçti sonunda. mutluyum şu an. göbek de attım. düzenim de oturdu gibi. yey.

12 Eylül 2011 Pazartesi

kaotik

bence ben ergenliğimi tekrar yaşıyorum.

dinlediğim şarkılar, okuduklarım, sohbet konularım..
o adama karşı hissettiklerim..
blogumda "o adam", "o", "çocuk", "o çocuk", "er kişi" vs. diye bahsettiklerimin hepsinin başka başka insanlar olduğu gerçeği..
benim dengesizliklerim..
benim sorunlarım..
kendim..
ben..
ne varsa, hepsi.

kesinlikle çok büyük bir kaos içindeyim.

ve ben hayatımı düzene koymaktan bahsediyorum. nasıl yalanım. yaptığım zaman göbek atacağım. net.

8 Eylül 2011 Perşembe

kararlıyım arkadaş.

dün gece aydaaaaan seni seyrettim. aydan diil ay'dan. ama zaten. ama zaten. takıldı... ama zaten. oha çok hızlı....


eskiden çok güzel yazıyordum ben bloga. artık neden yazamıyorum anlamadım. girişim de o kadar saçma oldu ki, o kadar olur. sanki elimde mikrofon varmışçasına, denemebirkiii yapıyormuşçasına bir giriş. neyse.

ne romantik ne duygusal ne komik şeyler yazıyorum. hiç biri yok. ayrıca dil bilgim de zayıfladı.
bu yeni siteler var ya twitter filan; onların esiri oldum hep. napsak ya?

beynim resmen "kısa cümle kur, tek cümleyle anlat derdini" gizlibaskısı yapıyor dilime, kelimelerime.

ama karar verdim, msn'i tekrar canlandıracak olan bu isteğim ve hevesimle blogspotu da canlandıracağım. fotoğraf, resim filan da ekleyeceğim hep buraya.

yapacağım buraları!

hatta yeniden gelmemin şerefine bir fotoğraf;


joey ve phoebe öpüşmesi en sevdiğimdir, herkes bilsin yani.


18 Temmuz 2011 Pazartesi

geldiler.

sonunda. hadi bakalım. bi de sıcakların olmasa. şahane olucaksın güzel günler.

benim tek derdim homesickmiş, iyi mi. şarkılar şiirler palavra.

15 Haziran 2011 Çarşamba

koşulsuz, karşılıksız. bilesin.

güzel günler nerdesin? gelmedin hâlâ? bekliyorum seni. güzel sürprizlerim var sana. senin bir şey getirmene gerek yok. güzel olman yeter. sevgiler.

17 Mayıs 2011 Salı

komik ve güzel.

çil ne güzel bişeydir. herkes bilir.

28 Nisan 2011 Perşembe

dile benden ne dilersen; canımı, gözlerimi...

neredeyse bir ay olacak hiç bir şey yazmamışım. çok boşluyorum seni canım blog; ama üzülme geri geleceğim. hem nasıl.

2 Nisan 2011 Cumartesi

abartma çocuk.

5 günlük bi ilişki deneyiminden sonra bazı şeyleri anladım.

11 Mart 2011 Cuma

bira ve kahve.

bunca güzellik varken çevrede, tüm geceki dostum yine bira ve kahve.

*uzun bir yoldan sonra unuturdum. bir gün belki seni tekrar görürdüm.

5 Mart 2011 Cumartesi

inleyen nağmeler.

kedim rüya görüyo galiba.

4 Mart 2011 Cuma

bu kararsız ve değişken hallerimden ölcem. dengesiz tavırlarım hem beni deli ediyor hem onları. yapmamalıyım.

20 Şubat 2011 Pazar

bugünün önemini yarına bırakma. ya da bırak ya artık. bırak gitsin.

16 Şubat 2011 Çarşamba

sevgili msn konuşmaları,

lütfen bilgisayarımın olur olmadık klasörlerine saklanıp da, (word dosyası olarak) olur olmadık zamanlarda karşıma çıkmayın. bana o güzel günleri hatırlatmayın. lütfen!

9 Şubat 2011 Çarşamba

istanbul'a 6 kala. sessizlik artık sıkıntı.

"seni beklemek, çölde yağmuru beklemeye benziyor. yararı yok, hayallerimi yıkıyor."

alıntıları seviyorum.

21 Ocak 2011 Cuma

oysaki o şarkı çoktan söylenmişti.

19 Ocak 2011 Çarşamba

yiyki doğdun melikşah!

en yakın arkadaşa yıllardır güzel bir doğumgünü sürprizi hazırlayamayıp, toplaşmaya 2 saat geç kalıp, kırmızı donla ve komikli mektupla hatır almaya çalışmak; paha biçilemez dostlar.

11 Ocak 2011 Salı

40 kala. borderline personality disorder.

Ben; kimsenin anlamadığı kelime komiğine gülerken, Ellen Page almış başını gidiyor. Yeni aldığı pikabına Petula Clark'tan "Downtown" plağını yerleştiriyor. Dinlerken, uyuyakalıyor. Rüyasında Angelina Jolie'yi görüyor. Kalkıp "Girl, İnterrupted"ı izliyor ve sonra "Gia"yı. Ölüyor.

6 Ocak 2011 Perşembe

sen varsın.

bir insan vardır. bütün hayatın boyunca o hep özel kalır. hiç bir zaman gidemezsin yanına. ona karşı o kadar korkaksındır ki...

onu ayrı seversin, ona ayrı bakarsın. bir o vardır hayatında, bir de diğerleri.
ama bilirsin, olamazsınız. belki olabilirdiniz; ama olamadınız. zamanında olamadığınız için de, muhtemelen artık olamazsınız.
her şey onu hatırlatır hale gelir bazı dönemler.
faik'i düşünürsün sonra.
okan yalabık çıkar televizyonda karşına.
iç çekersin.
bitti dersin.

chicago gibi görkem yaşamak isterken, click gibi bir melodram yaşıyorum.

5 Ocak 2011 Çarşamba

gece.

"bir çift lafa muhtacız iki yabancı gibi."

4 Ocak 2011 Salı

rüyamda sen ölüyordun. deli gibi ağlıyordum. o hissi yaşıyordum.

14 Aralık 2010 Salı

yazar burada okura mesaj verme amacında değil. sadece yazıyor.

bir gün gidiyordum. karşıma çıktı. dedim ki:

-içim acıyor, haberi yok.
-olur öyle, takma.
-mümkün değil.
-yapacak bir şey yok.

nasıl yok ya, nasıl? olmalı.

10 Aralık 2010 Cuma

ayıp diil komik.

ezgi'yle aynı anda aynı kelimeleri söyleme kontenjanımızı doldurmak üzereyiz. artık yanyana otururken ellerimizi kaldırıp suratımıza bakmadan hifive(çak.) yapıyoruz. en son söylediğimiz kelime: habusik. hikayesi uzun. hiç girmeyim.

9 Aralık 2010 Perşembe

sevgili birol namoğlu,

ben senin ağzını, sesini ve o güzelim kaşlarını, mükemmel gözlerini istiyorum sadece. başka da bişi diil. çok mu zor ha birol? çok mu zor? bi kere sadece. gerçekten yeticektir. söz.

sadece şarkı söyle, gül ve bana bak. o kadar.
balım.


7 Aralık 2010 Salı

to die by your side is such a heavenly way to die.

the smiths'i bana sevdiren canıma cansınıma burdan teşekkür ediyorum. filme değil. filmler acıtır.

5 Aralık 2010 Pazar

46

yapmakla olup bitseydi bu iş, hemen yapardım, olup biterdi.

3 Aralık 2010 Cuma

ben diyorum sana zaten en başından; gelme, git diye.

söyleyeceğim şeyler geneldir. kimse üzerine alınmasın ricamdır.

şimdi, ben çok saçmalıyorum. ama sonucuna yine ben katlanıyorum. bu yüzden bana bulaşmayın lütfen olur mu? uzak durun yeter.