CLICK HERE FOR BLOGGER TEMPLATES AND MYSPACE LAYOUTS »

29 Mayıs 2009 Cuma

you say you wanna revolution.

küçükken bizi avrupai olaylarla tanıştıran hep dayım olmuştur. ilk kellogs'umu (corn flakes diyola) onla yedim, ilk sosisi salamı onla tanıdım, bizi mcdonalds'a ilk o götürdü... melodram türündeki bu sözlerimi bitirdim şu an. işte o mcdonalds çocuk menüsü oyuncaklarından bi tane kaplumbağa almışım. etiketine de şunu yazmışım: "ADI TONİ". bu kadar mı özenilir yabancılığa! ay aman kendimi yerlere atacam, ay aman yerlerde dönelecem. MELİKŞAH SENİ ÇOK ÖZLEDİM.

bi de bugün yolda gördüğüm teyze, sana sesleniyorum, neden? ha neden? "ben böyle dedimdi oğnndansonraağğ o da demesin mi böyle böylemiş diye beya. aman ayseeeelll kız sen beni dinlemiyon muu?" diyosun. aysel seni dinler mi hiç? dinlemez. çünkü o hafif kısa kabarık teyze saçınla kendinden hiç beklenmicek şeyler giyiyosun. giy yavru içi rengi bi bluz. ne biliyim siyah kısakollu bi badi falan. (badi ve bluz da neyse) ama sen ne giymişsin biliyo musun? MARİJUANA lı bi tişört. neden teyzecim, neden? hadi onu bunu bırak modası geçti. diy mi. diy.

well you know, we all wanna change the world...

2 insan bişey demiş...:

ucan hollandalı dedi ki...

melikşahın sana ölür ölür yine ölür.

gia dedi ki...

batılılaşma sürecinde günümüz türkiyesi:

"tanrım! melikşah, seni bu kadar sevdiğimi inan bilmiyodum. oğ yüce muhammed. beni biran önce ucanhollandalıma kavuşturur musun?"