CLICK HERE FOR BLOGGER TEMPLATES AND MYSPACE LAYOUTS »

25 Mart 2009 Çarşamba

mimcan.

zeko beni mimlemiş. hikaye devam ettirmece. kendimi hem yazar hem de hikaye kahramanı yapyayı seviyorum ben. hikaye de şöyle:


micheal zili çaldı. beyninin kıvrımlarından geçen milyonlarca soruya yanıt niteliğinde bir gia can çıkıverdi karşısına. gia onun elini tuttu ve:

-"yıllardır aradığım insanı buldum. ve o benim kapıma gelmiş şu söylediklerimi dinlerken, gözlerinin rengine inat ace beyazlığındaki parlayan yıldızlarıyla gözlerimin içine bakıyor. inanılır gibi değil!"

gia'nın bu çıkışı micheal'ı derinden sarsmıştı. bir hikaye kahramanı olarak bir yazarı bu kadar etkileyebileceğini daha önce hiç düşünmemişti. yazarın bu küçük kulübede yaşadığını ise ancak tahmin edebilirdi.

micheal, düşünebilme yetisini yine gia'ya borçlu olduğunu unutmadan çok şey düşündü. aşk'ı düşündü. bir yazar karakterine ne kadar aşık olabilirse, micheal'a göre karakteri de yazara o derece aşık olabilirdi.

ve micheal, artık tanrıya inanmıyordu. tanrıya lanetinin sebebi elbetteki sadece "tanrım neden benim de cem adrian gibi 7 oktavlık sesim ve normalin üç katı büyüklüğünde bir gırtlağım yok!" çığlıkları değildi. tanrıya inanmıyordu, çünkü gia onun tanrısı olmuştu. gia'ya ilah gözüyle bakıyordu. gia ise ona:

-"o beni prenses peri sanıyoooorr, ne hata yapsam geri sarıyoooor, mitolojiden biri sanıyoooooorrr, bendeki de saç o taç görüyoooorrr..." diyerek kendisinin sadece bir insan kişisi olduğunu ima etmeye çalışıyordu.

ansızın micheal sonunun ne olacağını düşündü; gia'yla mutlu, bir ömür boyu pespembe bir dünya hayatı mı, yoksa "mimi kim devam ettircek ya?" endişesinin zalim sonucu fantastik bir macera mı?

micheal bu satırlar bitmeden bunu asla öğrenemeyecekti. gia ise hikayenin geri kalan kısmında neler olacağını merak etmenin, hikayeyi devam ettirmekten daha heyecanlı olacağını düşündüğünden micheal'a ondan ayrılmak istediğini söylemeye çalışıyordu.

gia ağlamaklı bir ses tonuyla:

-"oh, micheal. inan seni çok seviyorum. bin kez sevdiğim. ömrüm boyunca hayatımın vazgeçilmezi olarak kalmanı çok isterdim. ama biliyorsun ki bizim dünyamızda yazarlara ve karakterlere aynı anda yer verilmiyor. realiteye aykırı bir kere bebeğim! o yüzden lütfen hiçbir şey söyleme ve git. sadece sus! ve git micheal!"

micheal ise bu şok edici sözlere aslında pek de şok olmamıştı. şaşırmamıştı çünkü meşguldü. felsefeye boğulmuş bir beyinle gia'yı çok da siklememişti zaten.

"tanrı'nın oyuncakları mıyız?" diye bağırarak çayır çimen, dere tepe, şehir mehir, asfalt dünya gezerek yoluna devam eden micheal, beatles türküleri eşliğinde yeni tanrısını ve yeni aşklarını merak ediyordu. aslında tanrının oyuncakları olmaktan da gayet memnundu...


ben de keçi ezgisini mimliyorum. o hikayeleri sever biraz.

9 insan bişey demiş...:

Deli ama mantıklı tarafından.. dedi ki...

:)) ellerine sağlı gia taptaze soluk geldi bu aşk michale anladım ben onun ruhunu bakalım bundan sonra başına neler gelecek..

sevgiyle

ucan hollandalı dedi ki...

realizmini, dadaizmini, egzistansiyelizmini.
seviyorum.

gia dedi ki...

michealı bilmem ama asıl ben gerçek b ir soluk aldım bunu yazarken. devamını ciddi ciddi bekliyorum.:)

ben seni seviyorum melik.

Deli ama mantıklı tarafından.. dedi ki...

yaf keçi ezgisini bekleyecez sanırım biraz ama gelince devam ederiz yine :)reklamlara girdik sayın seyirciler ayarlarınıza oynamayın hihihih

gia dedi ki...

reklamlar bitti.:D

Deli ama mantıklı tarafından.. dedi ki...

e oley o zaman :)

MANUKYAN dedi ki...

ahahaha hikayenin içine kendinimi kattın :D

gia dedi ki...

kesinlikle kendim yapmadım. sanırım özel güçler parmaklarımı "gia, kahraman sen olmalısın" diyerek bu yönde kontrol ettiler. böyle bişey çıktı ortaya. :D

Deli ama mantıklı tarafından.. dedi ki...

ahahaha bence ii oldu aferin özel güçlere arada işe yarıyorlar