CLICK HERE FOR BLOGGER TEMPLATES AND MYSPACE LAYOUTS »

9 Aralık 2010 Perşembe

sevgili birol namoğlu,

ben senin ağzını, sesini ve o güzelim kaşlarını, mükemmel gözlerini istiyorum sadece. başka da bişi diil. çok mu zor ha birol? çok mu zor? bi kere sadece. gerçekten yeticektir. söz.

sadece şarkı söyle, gül ve bana bak. o kadar.
balım.


7 Aralık 2010 Salı

to die by your side is such a heavenly way to die.

the smiths'i bana sevdiren canıma cansınıma burdan teşekkür ediyorum. filme değil. filmler acıtır.

5 Aralık 2010 Pazar

46

yapmakla olup bitseydi bu iş, hemen yapardım, olup biterdi.

3 Aralık 2010 Cuma

ben diyorum sana zaten en başından; gelme, git diye.

söyleyeceğim şeyler geneldir. kimse üzerine alınmasın ricamdır.

şimdi, ben çok saçmalıyorum. ama sonucuna yine ben katlanıyorum. bu yüzden bana bulaşmayın lütfen olur mu? uzak durun yeter.

28 Kasım 2010 Pazar

happiness is a warm gun.

karşımda Frida'nın, ablasını resmettiği tablosu -Salma Hayek'in Across the Universe filminde "happiness is a warm gun" şarkısı eşliğinde hemşire rolünde oynadığını biliyor muydunuz?- bana Salma Hayek'i hatırlatıyor. yanımda sevimli arkadaşım Güz. mutluluk.

19 Kasım 2010 Cuma

cem özkan

sen şarkı yazma ya gel senle rakı içelim.

14 Kasım 2010 Pazar

caner karamukluoğlu. sen bi diyalog yazarısın farkında diilsin karşim.

  • ışık tut bana pişmanlığın gölgesindeyim
    akıl ver bana sonsuz labirentteyim
    yüreksiz sandılar, duygusuz sandılar
    sevgisiz sandılar ama yanıldılar

  • sana açılan kalbim isterdi aşkı ve sevgiyi
    sen sevmedin onu o geberdi

  • ışık tut bana pişmanlığın gölgesindeyin
    akıl ver bana sonsuz labirentteyim
    yetersiz sandılar, nedensiz sandılar
    dengesiz sandılar ama yanıldılar

  • sana kapılan kalbim isterdi yeniden kendine güvenmek
    istemedin onu elveda de.

10 Kasım 2010 Çarşamba

ben mesela, uçarım mesela, yerlere göklere sığamıyorum.

acı çektiğim doğru. ama bunu hakettiğim de doğru. o yüzden bi bakış yeter karşim. aşağı tükürsem sakal yukarı tükürsem bıyık.


*doğruydun.

29 Ekim 2010 Cuma

nedenini anladım;

ay dünya'ya yaklaşıyomuş. ömer söyledi.

cemal süreya ne güzel adamsın. aşk'sın.

kışı çok seviyorum; ama böyle olunca da üzülüyorum. çok fazla yalnız kalıyorum. depresyona giriyorum. tek istediğim sıcak bi ev, sıcak bi yemek, sıcak bi yatak. güne güzel uyanmak sonra... sonrası iyilik güzellik.

9 Ekim 2010 Cumartesi

adam.

sartre neden kör olmuş? teoman ve nejat işler için kızlar neden bu kadar ölüyolar? teoman aslında bi yalancı mı? varoluşçuluğun ekmeğini mi yiyor? hepsinin cevabı adam'da.

imagine.

bugün tanrı'mın doğduğu gün. yaşasaydı şimdi yetmiş yaşında olucaktı.

daha ne kadar cezmi ersöz kafası yaşıcam merak ediyorum.

"Çünkü bize sevmesini öğretmediler sevgili... bize hep sevgiyi saklamasını öğrettiler. hep bekletmeyi... hep ertelemeyi... bu yüzden biz kiminle birlikteysek, bir diğerini ama hep uzakta olanı özledik; hiç dinmedi doyumsuzluğumuz; biz hep uzaktakini sevdik sevgili... yanımızdakini değil, odamızın duvarının arkasındakini değil, uzaklardakini, ulaşamadığımız kadar uzaklardakini sevdik... yanımızdakileri kırıp geçtik, incitip üzdük de, hep ulaşamadıklarımıza sakladık o söyleyemediğimiz en güzel sözleri...

Özlediğimiz sevgiden delice korktuk... sevmek bizim için o sokaklardan bir daha çıkamamaktı. buralarda, bu sokakta sevmek hep kapana kısılmaktı... bu korku yüzünden hep karşımızdaki insanların sevgisini eksik bulduk, küçümsedik. oysa sorun bizdeydi sevgili... sevgiye inançsız olan bizdik... peşinden koştuğumuz insan bizi sevmeye başladığında, yenildiğinde sevgimize,ondan nasıl da uzaklaşır, nasıl da tiksinirdik sevgisinden hatırlasana... ama bizden biraz uzaklaşmaya görsün yana yakıla nasıl da arardık... nasıl da ihtiyaç duyardık seslerine, varlıklarına, kokularına. kaybolmuştuk dağıttığımız sevgilerde. kim bizi seviyordu, biz kimi seviyorduk; sınırlar erir, karışırdı her şey... öksüz sahipsiz bir sevgimiz vardı, ama onu kime vereceğimizi şaşırırdık..."

24 Eylül 2010 Cuma

çok sıkılıyorum.

artık gidiyim artık.

20 Eylül 2010 Pazartesi

can'sın sen.



jolene çocuk. bak burda beatles benim. sylvie sensin tamam mı? hediye. içimden geldi.



en güzel hayalini seç dolaptan üstüne giy

ne güzel yakıştı bak üstüne.

en güzel hayalini seç dolaptan üstüne giy

ne güzel yakıştı bak üstüne.

9 Eylül 2010 Perşembe

anladım.

tamam.

6 Eylül 2010 Pazartesi

mümkün.

anne: hiç bir erkek için gözyaşı dökmeye değmez.
kız: ama ya o haklıysa.

28 Ağustos 2010 Cumartesi

çok haklısın.

çok bok. çok.

canımız çıkçak çok yakın.

bok gibi hiç hazetmediğim kız triplerini ben de mi yapcaktım ya rab?

25 Ağustos 2010 Çarşamba

alper'i tanımak

-eve geldiğimde, kendisi de ordaydı.
-abi.

14 Ağustos 2010 Cumartesi

o iç güdüler falan yalan hep, kimse kimseyi kandırmasın, sadakat diye bişi var.*

yok yok, kalmadı size güvenim. özgürlükçü hipi ayakları bana sökmez. ben Türkan Şoray'ın yolundan giderim, Asya'nın. "sevgi neydi? sevgi emekti." derim.

*lafım sana diil çocuk. ona.

6 Ağustos 2010 Cuma

ellen page tapınmamı herkes bilir; ama onunla aynı karede türkçe isim görmek

paha biçilemez.

faşist kafası değil, türk kafası. insanın hoşuna gidiyo nabarsın.kehkeh.





o kadar güzel ki; kusabilirsin.

punch-drunk love.

5 Ağustos 2010 Perşembe

şakır şakır döktüremiyorum dram şeklinde.

nasıl unuturum di mi? unutmamam lazım gelirdi halbusi.

seni çok seviyorum MELİK*. bana demişsin ki, "beni biliyosun sevsem bile bunu ifade edemiyorum." aslında ben diyorum bunu. sen bilmiyosun. inanmıyosun, güvenmiyosun bana.

derin esmer yazmışsın, ersin karabulut yazmışsın. çocuklarıma selam etmişsin, eylemişsin. lan ben seni ciğerime sokarım ciğerime be. nasıl hasretliğim sana bir bilsen.

bazen çok üzülüyorum ama işte. ifade edemiyoruz ya. seviyorum da kıskanıyorum da. uzaklık girmesin.

hadi biran önce olsun evimiz nolur.

4 Ağustos 2010 Çarşamba

sıcak.

adada daha önce görmedim sizi.

yaz bloga dediler, mutluyum yazamam dedim; ama

neden bazen üstüste kötü şeyler oluyor? yazdım, mutsuzum.
bazen ağlamaklı oluyorum. ama bazen. hem de içim çıka çıka ağlamak. nası rahatlardım tutmasam kendimi. ama ağlayabileceğim yerim yok. yalnızlığım yok. ama aslında ilgisiz de değil sebebi.
istemesem de böyle içli yazı yazmak. insan mecbur kalıyor bazen. olsun, bu da böyle olsun, napalım.

22 Temmuz 2010 Perşembe

karadutum, çatalkaram, çingenem, kalbimin kızıl saçlı bacısı, huysuz ve tatlı kadınım.

siyah-beyaz aşklar hep güzel, hep çekici, özenilesi. ama bu sanatçı adamlar ilk, tek ve büyük aşkları hatunları sayesinde bi yerlere gelip, oraya geldikten sonra da onlardan başkalarına da şiirler şarkılar yazıyolar ya, deli oluyorum. bir piraye, bir ernestine(eren), bir afife, bir fikriye... bedri rahmi, yüreğini bin barçaya bölemezsin, nazım hikmet keza öyle. selahattin pınar bölemediğini farketmiş zaten. mustafa kemal de biraz geç kalmış.

türk sanat müziği kafası yaşıyorum;

beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın,
denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın...

öylesine yıktın ki bütün inançlarımı;
beni bensiz bıraktın, beni sensiz bıraktın.